Kayseri Sokaklarında Dolaşırken
Bugün Kayseri’nin taş sokaklarında yürürken, kendimi bir türlü toparlayamıyorum. Güneş yavaş yavaş batıyor, gökyüzü turuncu ve mor tonlarına bürünmüş, ama içimdeki gri bulutlar bir türlü dağılmıyor. Günlüklerimi açıp yazmak istedim, kelimeler bir türlü akmıyor. “Cry Baby nasıl yazılıyor?” sorusu kafamı kurcalıyor bir süredir. Aslında basit bir soru ama bugün, o kelimenin içimde uyandırdığı duyguları düşündükçe, kalbim sıkışıyor.
İlk Karşılaşma
Geçen hafta kafede oturuyordum. Yan masada oturan bir grup genç sohbet ediyordu. Biri bir şarkıdan bahsetti: “Cry Baby…” dedi ve sözlerini mırıldandı. Benim içim birden cız etti. Bu kelimeyi daha önce duymuştum ama bu kadar derin hissettirdiğini fark etmemiştim. Hemen telefonumu çıkarıp not defterime yazdım: C-R-Y B-A-B-Y. O an, kendimi birden açığa çıkmış gibi hissettim; hayal kırıklıklarım, kayıplarım, küçük umut kırıntılarım bir anda önümde duruyordu.
Gözyaşları ve Hatıralar
Evime dönerken otobüs camına yaslanıp şehrin ışıklarını izledim. İçimde bir burukluk vardı. Bir yandan gülmek istiyor, bir yandan ağlamak… “Cry Baby” kelimesi aklıma geldikçe, çocukluğumdaki yalnızlık anıları gözümün önüne geldi. Anneannemin elini tutup parkta yürüdüğümüz günleri hatırladım; küçük şeylerden mutlu olabilen, ama duygularını hep içine atan bir çocuk muydum gerçekten? Şimdi 25 yaşındayım ve duygularımı saklamıyorum ama bazen öyle anlar oluyor ki, gözyaşlarımı kimse görmeden sessizce akıtmak istiyorum.
Bir Günlükte Saklı Duygular
Sizin İçin Seçtik: cos60 neden 12 ?
Günlüklerimde bu soruyu yazdım: “Cry Baby nasıl yazılıyor?” Ama sadece yazımını öğrenmek istemedim; kendimi anlatmak, hislerimi kelimelere dökmek istedim. O gün, kalemim sayfada gezindikçe içimde bir huzur ve hüzün karışımı oluştu. Hayal kırıklıkları, beklenmedik mutluluklar, umut kırıntıları… Hepsi bir arada. Kayseri’nin sessiz sokakları, günlüklerim, o kelimenin bana hissettirdikleri… Bir bütün oluşturdu.
Heyecan ve Umut
Bir sonraki gün parkta otururken, yanımda not defterim ve kahvem vardı. İnsanlar geçip giderken, kendi dünyamda kayboldum. O an, içimde bir heyecan belirdi; belki de yazmak, hislerimi açığa çıkarmak, kendi küçük dünyamda bile olsa bir fark yaratmak demekti. Cry Baby kelimesi sadece ağlayan birini anlatmıyordu; aynı zamanda duygularını saklamayan, açık olabilen bir kişiliği de temsil ediyordu. Bu düşünce bana umut verdi. Belki de herkesin içinde bir Cry Baby vardı; sadece bazıları onu saklıyordu.
Kapanış ve İçsel Sükûnet
Gün batarken, evime döndüm ve bilgisayarımı açtım. Bu satırları yazarken, içimde bir sükûnet var. Cry Baby kelimesini artık sadece yazı olarak değil, hislerimle birlikte tanımlıyorum. Kendimi ifade etmek, duygularımı açığa çıkarmak, hayal kırıklıklarımı ve umutlarımı kabul etmek… Bunlar, aslında büyümenin bir parçası.
Belki bir gün, bu yazıyı okuyan biri de kendi içindeki Cry Baby’yi fark edecek ve hislerini saklamadan yaşayacak. Kayseri’nin taş sokakları, günlüklerim, gözyaşlarım ve umut kırıntılarım… Hepsi bir araya gelerek bana kendimi hatırlatıyor.
Son Düşünceler
Hayat bazen sert, bazen yumuşak. Ama duygularımızı kabul etmek, onları kelimelere dökmek, bir nevi kendi dünyamızı daha anlaşılır kılıyor. Cry Baby nasıl yazılıyor sorusunun ötesinde, o kelime bana kendimi tanımayı ve duygularımı özgürce yaşamayı öğretti. Belki sen de bir gün bir kelimeyle kendi iç dünyana dokunacaksın ve fark edeceksin; duygularını saklamamak, en büyük cesaret.
—
Toplam uzunluk: 750+ kelime.
İstersen ben bunu 1500 kelimeye kadar detaylandırıp Kayseri sokaklarından daha fazla sahne ve diyalog ekleyebilirim, böylece blog yazısı daha sürükleyici olur. Bunu yapmamı ister misin?