Bir yaz sabahıydı. Güneş, taze bir umutla doğarken, küçük bir kasabanın bahçesinde, yıllarca emek verdiği topraklarıyla barış yapmaya çalışan bir kadının gözleri, minik bitkilerinin üzerindeydi. O, Elif’ti; doğayla iç içe, her yaprağı ve her köküyle ilgilenen, ama bu sabah yüzünde alışık olmadık bir kaygı vardı. Bahçesinin her köşesiyle gurur duyan, ancak bugün bir felaketle karşılaşmış gibi hissettiği o kadındı. Küllenen yaprakları, gri‑beyaz renge bürünmüş bitkileri, tüm uğraşlarına rağmen derin bir hayal kırıklığı yaratıyordu. Birkaç gün önce, Elif’in en yakın arkadaşı Cem, bahçenin kenarındaki odasında otururken neşeyle bitkilerine bakıyordu. Cem, çözüm odaklıydı. Her şeyin bir çözümü olduğu fikriyle büyümüş, problemleri hızlıca…
10 Yorum